HAKKINDA

Bu cümleler bir film karesinden değil; Pınar Ayhan’ın ağzından dökülüyor.  Pınar Ayhan, tek kişilik müzikli gösterisi ‘’Orada Duruverseydi Zaman"da, hiç tanımadığınız isimlerle, ya da adını duyduklarınızın farklı yönleri ile tanıştırıyor sizi... Bu gösteri, "keşke orada duruverseydi zaman" dedirtecek kadar güzel anların yaşandığı hikayeleri ya da “iyi ki geçmişte kalmış” dedirtecek hüzünlü hatıraları anlatıyor. Kâh Çanakkale'den bir öykü olacak bu gösteride, kâh ünlü bir yazarın sevgilisine yazdığı bir mektup...  Satır aralarında o kadar çok şey gizli ki geçmişin... Üstelik bu hikayelerin hepsi gerçek hayattan. Yalansız, eksiksiz, fazlasız... Olduğu gibi... Fakat her nedense pek az bildiğimiz... Belki de bu hikayeleri öğrenmenin zamanı, şimdi gelmiştir. Ne dersiniz ? 

Yaklaşık iki yıllık yoğun bir araştırma ve hazırlık sürecinin ardından seyirciyle buluşan “Orada Duruverseydi Zaman”, izleyenleri tarih içinde yolculuğa çıkartan; müzikleri, dekor ve aksesuarlarıyla anlattığı dönemleri adeta yaşatan bir proje... Ancak projeyi farklı kılan, tarih sayfalarında belki de dipnot olarak kalan ancak öğrenildiğinde dönemin ruhunu kavramamızı sağlayan hikâyeleri… Çanakkale Savaşı, Karadeniz Vapuru, Özsoy Operası ve Köy Enstitülerine ilişkin insan öykülerinin yer aldığı bu müzikal belgeselde Pınar Ayhan, seyirciyi yaklaşık 100 yıllık bir zaman​ diliminde yolculuğa çıkarıyor.

Yapım ve yönetimi Baha Müzik Yapım Organizasyon'a,  fikir ve projesi Pınar Ayhan'a ait olan “Orada Duruverseydi Zaman”ın, dönem araştırma ve metin yazarlığını ve görsel seçiciliğini Banu Mertyürek Güler, proje koordinatörlüğünü Ayşe Karakoç, sahne koordinatörlüğünü Özgür Billur, yönetici yapımcılığını Sühan Ayhan gerçekleştiriyor. Kostüm danışmanlığını Esra Başıbüyük‘ün yaptığı bu gösterinin afiş ve posterlerinde kullanılan görsel ise ressam Aslı Sinman Kutluay tarafından bu projeye özel olarak yaratıldı.

1990 yılında orkestra solistliği ile profesyonel müzisyenliğe başlayan Pınar Ayhan, 1994 yılında, TRT’de yapım ve yönetimini İsmail Güngör,'ün sunuculuğunu ise Ömer Önder'in üstlendiği “Kokteyl” programında, program solisti olarak yer aldı. 1995'te TRT’de “Dünden Bugüne Jazz” programında solistlik yaptı ve “Stüdyo Gençlik” programını sundu. 1996 yılında TRT’de “Bilim ve Teknik” programının sunuculuğunu yapan sanatçı, aynı zamanda TRT Çok Sesli Gençlik Korosu’nda alto olarak koristlik yaptı. 

1996 Eurovision Şarkı Yarışması’nda Tarkan Tüzmen ile düet yaptığı, söz ve müziği Dr. Erdinç Tunç'a ait olan “Var mısın Söyle” isimli şarkıyla Türkiye ikincisi olan Pınar Ayhan, 1997 Eurovision Şarkı Yarışması'nda sözleri Dr. Selma Çuhacı'ya, müziği Dr. Erdinç Tunç'a’ a ait olan “Sen Nerede Ben Orada” adlı şarkıyla Grup S.O.S. eşliğinde yine Türkiye ikincisi oldu. Pınar Ayhan, 2000 Eurovision Şarkı Yarışması’nda Grup S.O.S. eşliğinde, sözleri kendisine ve Orkun Yazgan'a, bestesi Dr. Sühan Ayhan’a ait “Yorgunum Anla” adlı şarkıyla Türkiye birinciliğini kazandı. Sanatçı, ilk kez yarı Türkçe, yarı İngilizce olarak seslendirilen bu şarkıyla 45. Eurovision Şarkı Yarışmasında ülkemizi Stockholm’de başarıyla temsil etti ve 59 puanla 10.cu oldu.

Pınar Ayhan, müzik kariyerinin yanı sıra, 2002-2003 yıllarında TRT’de yapım ve yönetimi Demet Şahin'e ait olan “İyi Günde Kötü Günde” ve “Hayal Bu Ya” programlarınnda sunucu olarak görev yaptı. 2005-2008 yılları arasında yine TRT-2'de yapım ve yönetimi Gülçin Onbaşıoğlu'na ait olan Sağlıklı Yaşam" adlı programın sunuculuğunu yaptı. Aynı zamanda 2014 yılına kadar TRT Okul'da yapım ve yönetimi .... ait olan  "Günlük Rehber" programının sunuculuğunu üstlendi.

2012 yılında, ilk albümü “Duyuyor musun?” ile uzun yıllardır beklenen şarkılarını hayata geçiren sanatçı, 2013 yılında, Burak Kaya'nın "Cango'ya Türküler" albümünde, caz yorumuyla icra edilen türkülere sesini verdi.  2014 yılında, bu kez "İkimiz İçin" adlı ikinci albümüyle yeniden hayranlarının karşısına çıktı.

2014-2016 arasında internette You Tube üzerinden canlı yayınlanan Misafir Şarkılar projesini gerçekleştirdi. Sanatçı, hem albüm şarkılarını, hem de unutulmaz klasikleri, samimi bir ev ortamında misafir ettiği birbirinden değerli sanatçılarla birlikte, takipçilerinin evlerine misafir olarak seslendirdi. 2 yıldır devam eden projede, 18 programlık seri, Pınar Ayhan'ın #MisafirSarkilar hashtagi ile sosyal medya üzerinden dinleyiciler ile kurduğu etkileşimle de dikkat çekti.

2016 yılında  "Orada Duruverseydi Zaman" adlı müzikal belgesel projesini hayata geçirdi. Bu projede Banu Mertyürek Güler, Gülçin Onbaşıoğlu, Lalegül Sabuncuoğlu, eşi Prof. Dr. Sühan Ayhan ve Ankara'nın önemli müzisyenleri ile çalışarak, Türkiye Cumhuriyetininin önemli şahsiyetlerinin satır aralarında kalmış gerçek hikayelerini, her hikayenin içinden taşan ezgilerle bezeyerek tiyatro sahnelerinde seyirciyle buluşturdu. 2017 yılında projenin ikinci ve üçünü ürünü olan "Orada Duruverseydi Zaman-Kemâl" ve "Zamansız Ezgiler"i de sergilemeye başladı.

PINAR AYHAN SAHNEDE...

BU GÖSTERİDE NELER VAR ?

 

Gösteri tek kişilik, ancak Pınar Ayhan sahnede yalnız değil. Perküsyon, piyano ve viyolonsel gibi batılı çalgıların yanı sıra, bu toprağın neyi ve bağlaması da izleyiciyle birlikte oluyor “Orada Duruverseydi Zaman”da. Bu gösteride, dönemin müzikleri ve öykülerin kahramanlarının “göz göze” söylediği şarkılar,  izleyicisini zaman yolculuğuna çıkartıyor. Uzandığı tarih dilimlerinde saklı kalmış ve anlatılan hikayelerin içinden doğan ezgileri de kulaklarımıza ulaştıran “Orada Duruverseydi Zaman”ın, hem doğu hem de batı müziklerini başarıyla icra eden orkestrası, Aslı Gültekin (Çello), Bilgin Canaz (Ney), Erdinç Aktuğ (Perküsyon), Evren Kalaycıoğlu (Piyano) ve Metin Altun (Bağlama/Ud/Buzuki) gibi deneyimli müzisyenlerden oluşuyor. Ayrıca Tolga Aktekin, sema ile eşlik ediyor gösteriye...

Orada Duruverseydi Zaman'ı izlemek için koltuklara oturduğunuzda bir anda beyaza boyanmış bir vapurla Avrupa limanlarında buluvereceksiniz kendinizi... Ya da Salacak'ta bir yalıda... Ama en çok da şarkılarını, türkülerini seveceksiniz bu öykülerin. Pınar Ayhan'ın sesiyle buluşacak o şarkılar, öyküler.

Kimi zaman daha önce hiç görülmemiş orijinal fotoğrafların, kimi zaman 1927’lerden kalma video görüntülerinin, lime lime bir kitabın, sararmış bir mektubun görüntüleri de sahnede eşlik ediyor Pınar Ayhan’a... İşinin ehli sanat yönetmenlerince görseli oluşturulan bu zengin malzeme, barkovizyon aracılığıyla gösteriye farklı bir boyut kazandırıyor. Sadece görsel malzeme değil, bazen hiç dinlenmemiş yıllardır bir köşede unutulmuş “altın değerinde” bir dar bant çıkıyor sanatçı Pınar Ayhan’ın arşivinden... Aşık Veysel yıllar öncesinden ses veriyor bugüne... Ve kimbilir daha kimler kimler çıkacak o arşivden.

Gösteri iki bölümden oluşuyor. Fuayede izleyiciyi dönem yolculuğuna çıkartacak mini bir sergi yer alıyor. İzleyici, bu sergide sahnede anlatılan öykülerin eşyalarını, giysilerini vb. bulabiliyor.